28 Ocak 2014 Salı

Vurulduk Ey Halkım, Unutma Bizi..

Kokladığın ilk ayağın kokusu gibi
İçtiğin ilk poşet çayın nahoşluğu gibi
Yediğin her kazığın acısı gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..

Çektiğin ilk sigaranın dumanı gibi
Yediğin ilk pandiğin tadı gibi
Otobüste kokladığın koltuk altı gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..

Sınavı test yapmayan hocayı andığın gibi
Vurulduğunda merminin bıraktığı iz gibi
Tatlı yedikten sonra içtiğin su gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..

Bitmeyen tatilin bitmesini ister gibi
Karşılığı olmayan aşkın ızdırabı gibi
Gelmeyecek olan gemiyi bekler gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..

Yellendiğinde kokan çürük yumurta kokusu gibi
Şuan refleks olarak kıvırdığın burnun ucu gibi
Geceleri yatakta gelmeyen uykuyu bekler gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..










27 Ocak 2014 Pazartesi

This Is My Kingdom... COME !

Küçüktüm ufacıktım top oynar acıkırdım..

Eskiden güzeldi olum bu işler.. Şimdi çocukluğumu özlüyorum ben.. hemen kim özlemez ki mısına koyim demeyin olum bi dinleyin.. Benim çocukluğumda özlediğim kırlarda koşup, kedi köpeklerle oynadığım masalsı hikayeler değil, ben okulda fenomen olduğum ilkokul, ortaokul yıllarımı özlüyorum, "olum sen mal mısın birinci olacağını bildiğin sınava niye para verip giriyosun" diyen arkadaşlarımı özlüyorum, her satranç turnuvasında birinci olup çeyrek altın almayı özlüyorum, okuldaki kadın hocalarla masa tenisi maça yaparken ergen arkadaşlarımın "olum topu fileye kısa atta biz arkadan hocaya bagalım mısına goyam" deyip, benim de hocaları masanın üzerine yatırdığım günleri özlüyorum, özlüyorum göğsümü en kevallisinden gerip gezdiğim günleri, özlüyorum işte anasını satim en derinden iç çekerek...




Eskiden güzeldi olum bu işler.. Şimdi çok değiştim ben.. Vasat bir öğrenci oldum anasını satim.. Her sınav sonucu açıklandığında "Allah razı versin, bugünde doyduk, Allah bereket versin buda yeter, bugünde yolumuzu bulduk" gibi deyişlerle mahalle esnafına bağlar oldum.. Oysa bu muydu Üniye gelirken hayallerim.. Bu okulun "bizi tercih ettiğiniz için minnetarız" deyip adına tören düzenlediği 11 öğrenciden biriyim olum ben.. Tarihte adım var benim :S ((Hadi lan o kadarda değil diyenler tıklayın efenim - fotoda onca kişiden arkaya itilen 2 kişiden biri oldum yine..uzun olmanın mısına...))





Eskiden güzeldi olum bu işler.. Eskiden kanaat notu vardı anasını satim.. Hocalar ceketlerinin iç ceplerinde küçük bir not defteri çıkarır, yaramazlık yapan öğrencinin not sayfasına kurşun kalemle ufacık bi "0" koyardı.. Bilirdin karne zamanı hükümsüz olacaktı o "0", çoğu zaman hükümsüz olduğu gibi ama sıcaktı, samimiydi anasını satim... Şimdi kullanmayı bilmedikleri adına OBS ÇOMÜ dedikleri bi otomasyon buldular.. Sela verilerken, hocanın merhumun adını söyleyeceği anı bekler gibi bekliyoruz notlarımızın açıklanmasını o saçma sitede.. üzüntüyle, öfkeyle ve nedensiz bi heycanla.. Çok samimiyetsiz oldu artık bu işler, boş verdiğin kağıda 10 veriyolarda, 59da bırakırken demiyor hiç biride "bu çocuk adını yazmış anlaşılan mal değil, 60 yapayımda 1 puanda benden olsun" diye..





Eskiden güzeldi olum bu işler.. Şimdi bide sınavsız ikinci Üni tuzağına düştüm sanki bi halt olacakmış gibi.. Tam bir para tuzağı, tam bir ticarethane.. Ünilerdeki harçları kaldırıp bunu itelediler elimize bi umutla,  biz de tuttuk fütursuzca.. hiç düşünmeden her verileni tuttuğumuz gibi bunuda tuttuk işte.. Daha sabahında başlıyor paralı eziyet, tıklım tıklım otobüslerde pandik atak geçiriyosun artık yediğin pandiklerden.. Ben demiyorum ki pandik atma diye yine at ama hobi olarak at.. Abartma mısınanananan....  Paralı eziyet pandikle sınırlı değil anasını satim sınava girerken arama bahanesiyle polis olduğunu iddia ettiği ibne görünümlü bi herih seni herkesin önünde elliyor.. burdan herkesin önünde olmasa elletcen manasını çıkarmayın mk, demek istediğim düşünsenize o adamın polis olmadığını, ibne görünümlü bi adam geliyo başlıyo senin oranı buranı ellemeye, sende buna razı geliyosun elini kaldırıp o zevkini alana kadar elletmeye devam ediyosun.. Ben yine de elletmiycem demiyorum tamam herkesi elliyolar ama ben de beni elleyecek polisi seçme hakkımı kullanmak istiyorum arkadaşım, parasıyla değil mi ?  500 lira verip yılda 4 defa bu eziyeti çekeceksem eğer beni kadın bi polis arasın en azından ibne görünümlü herif kadar avuçlamaz mısına koyim. Tacizi meşrulaştırdılar anasını satim ülkede... evet yetmez ama buna da evet.. elleyin UlAn !




Yediğim ilk pandiğin tadı hala damağımda..

Allah sizleri korusun, biz tembellere de dayanma gücü versin..

Diyeceklerim bu kadar.

23 Ocak 2014 Perşembe

Ololoji Terminolojisi

Olo : Günün birinde; tüm dünya çocuklarını, aynı anda mutlu edebilmek için dünya üzerinde eş zamanlı operasyon düzenlemeyi düşleyen güzel insanlar topluluğu. (hiçbir operasyon bu kadar tatlı olmamıştı)

Ololoji : Bu güzel insanların içinde barındırdığı umut tanesini inceleyen bilim dalı.

Ololibier : Bu güzel insanların her biri.

Ololizm : Bu güzel insanların kalplerinde bulunan inanç, öğreti.

Ololist : Bu amacı dünya insanlarına duygu, teknik ve taktikle açıklamayı kendine görev edinmiş tevekkül sahibi güzel insanlardan her biri. Bu güzel insanların her birine tüm kıtalar da oluşturdukları kamplardan dolayı "İmparator" da denir.

Ololita : Bu amaç uğruna dünyanın çeşitli yerlerinde anadan üryan eylemler yapan kadınlardan oluşan aktivist örgüt.

Olola : Bu amacın gerçekleştiği an tüm Ololibierların aynı anda atacağı nida. (OLOLA OLOLA OLOLA...)

Ololog : Kendini bu amaç doğrultusunda adayan Ordinaryüs Profesörlerden her biri.

Olovenya : Ololibierların Dünyayı tek bir ülke olarak kabul ederek Dünyaya verdikleri isim.

Olomanya : Bu amacı dünya insanlarına anlatmak için yaşadığı ülkeyi terkeden Ololibierların gittikleri ülkere verdikleri ortak isim. Kendilerine "Gurbetçi Ololibier'lar" da denir.

Olonkolik : Bu amacı dünya insanlarına anlatmayı amaçlayan edebi akım.

Olopedia : Ololoji anayasası.

Oloman : Olovenya Başganının bir dönem Ololistler hakkında yaptığı talihsiz açıklama. Yaptığı açıklama şu şekildedir; "Olovenya çatısı altında bulunan her Ololist bu ülkenin Olomanıdır."   (bunun gibi bişey işte..tıklayın efenim)

Ologuer : Aynı zamanda Ololibier olan efsane futbolcu. Şuan Olovenyasporun Teknik Direktörlüğünü yapmaktadır.

Ololostopi : Başımıza icat çıkarma diyen Ololibier anneleri yüzünden bir türlü icat edilemeyen tanımsız nesne.





***Bu zırvalıktaki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Telif hakkı saklı tutulmuştur. Gece gece bi yerimizden element uydurduk işte..











Alman sanatçı Jan Vormann'nın, 2. Dünya Savaşı sırasında hasar görmüş binalardan legolarla onardıklarından bir kaç tanesi.. (Daha fazlası için..)

21 Ocak 2014 Salı

Spike Lee Mod : ON !

Bir gün yine çok aşığım.. ama öyle böyle değil mecnun yanımda halt etmiş o derece yani.. Sonra dedim napıyorum mısına koyim ben.. Uyuyomusum anasını satim.. Yine düşük bütçeli ızdırap dolu düşler falan işte..


Hayat yoruyor beyler çoğu zaman beni.. Aslında beni yoran benim yaşadığım hayat değil, beni yoran başkalarının yaşayıpta beni de bu yaşadıklarına maruz bıraktıkları hayat.. Sanki hayat merdaneli çamaşır makinesiymişte; ben içinde kirli çamaşır, kolu çeviren de o insafsızmış gibi işte.. Derler ya seni sen yapan senin davranışların, aldığın kararlardır diye..  NAAHH !




İnsan gerçekten hayret ediyor beyler.. Gazetelerin üçüncü sayfa haberleri diye meşhur olaylar vardır ya hani hiç birimizin bu olay benim başıma acaba gelir mi diye düşünmediğimiz ya da düşünmek istemediğimiz, işte o olaylar bize ölümden daha yakın.. Bir anda kendini TV haberlerinde elinde pompalıyla dehşet saçmış bir şekilde ve ya o meşhur sayfalarda görebilirim..görebilirsin..görebiliriz...


Hiç küçük küçücükte olsa bi trafik kazası yaşadınız mı?.. İnsanın ilk olarak düşündüğü kendisi, sonra kendi arabasındaki yakınları olur, daha sonra gelir akla diğer arabadaki insanlar.. O arabanın perti çıkmış da olsa.. (Demek ki her zaman mum dibine kör yanmıyomus atalarda yanılırmış.) belki de aklına bile gelmez o perti çıkmış arabadaki insanlar, arabanda sakladığın levye, job, odun vs.. eline ne gelirse yarı ölmüş insanlara "Arabamm arabamm" nidalarıyla saldırmaya kalkarsın.. Ülkemizde adam olmak bunu gerektirir çünkü bazıları için..


Hayat aslında çok karmaşık olduğu kadar da basit geliyor bana çoğu zaman.. Diyorum; O, hayatın çok basit olduğunu düşündüğüm, en Pollyanna beynimle bu anasını sattımın dünyası çok basit kurgulanmış tembel misin kalk çalış, şişkoysan az ye, koş mk :(, cennete mi girmek istiyosun ibadet et kevaşe.. ama o irade denilen nerde olduğunu, nasıl çalıştığını bilmediğim mekanizmanın çoğu zaman esiri oluyorum.. oluyoruz işte en zaaflısından hepimiz elbet bi nokta da.. Neyse ben kimim mısına koyim öğüt falan vermeye kalkıyorum yazdım öylesine işte...




Bir film izlerken, tv seyrederken, müzik dinlerken vs., kendini bi an başka bi dünyada uğraşından habersiz, alakasız bi şekilde bulursun ya bazen, işte ona sebebiyet veren her şeyin mısına koyim.. Egoist insanların, samimiyet nedir bilmeyip elinde samimiyet ölçerle dolaşanların, sesi cızırtılı çıkan hopörlerin, jantsız arabaların, şarjı biten telefonların, uyandığımda yanımda olmadığın günlerin, sabahları seni düşlüyor olmayan beynimin, çocuğa el kaldıran hayvanların, asidi kaçmış kolanın, zamansız biten çayın, sevilen dizileri kaldıranların, gece en olmaz zamanda biten sigaranın, sınava çalışmam gerekirken şuan yazan kendimin, sınavlara çalışma mecburiyetimin, depresyona sokan berberin, 2si1 arada satmayan kantinin, en sevdiğin müziği dinlerken kasan internetin, kardeşi kardeşe kırdıran şu ülkeyi yönetenlerin, dersten bırakan hocanın, dayaktan öldüren kocanın, geceleri tütüp ailelere kıyan bacanın, münafık görümlü hacının, arkandan iş çeviren bacının, ebouenin kullandığı her uzun tacın, benim şu mk yazısını yazmama neden olan senin tepkinin mısına koyim..








KAÇ PARA LAN 1 KG PATATES ?


4.5 tl olur mu lan 1 kg patates yazık günah valla :(




Her film gibi değil ki HER !

Selam, millet az beri gelin bi ?

Sizlere bol spoilerlı muhteşem bi filmden bahsetmek istiyorum. Durun hemen spoilerı duyunca su içerken arı sokmuş camış gibi kaçmayın anasını satim. Spoiler dediğin nedir ki bi majezik çakarsın, üzerine bi de uyku bak bakalım bişeyin kalıyo mu asdasdsd :S biliyorum kötü espri ama sabahın 6 buçuğunda bundan daha iyisi beklenemezdi insafsızlar :(

Şanlı filmimizin ismi HER. Şahsen ben ismini ve afişini görünce dedim bu kesin ibne filmi ismail uzak dur bi anlık boşluğuna gelir gönlün ibneliğe kayar falan asdasdads yok lan allah yazdıysa bozsun kendimden iğrendim şuan :( neyse beyler film imkansız aşk üzerine kurulu bir hikaye ancak öyle basit bizim meşhur yere göğe sığmayan kıssız adam tarzı değil daha egzotic..Bundan gayrı hep spoiler.. Nolur gitmeyin lan :(




Bizim bu elemanın ismi Theodor çok romantik ama öyle böyle değil her halta ağlıyor falan tam sulu göz..Sulu göz demişken bi sakız vardı  liseliler bilmez ekşiydi falan ama sonradan kendini çok bozdu hep glikoz koydular ekşi yerine..işte bunlar hep akepe geldikten sonra asdaasd mesala akepe iktidara gelmeden önce çocuktum onlar geldi büyüdüm mk ben şimdi nasıl seveyim bu yavşakları asdasdds..neyse adamımız çok romantik ve çok yalnız aynı ben :(


Yalnız olmasının sebebi evliymiş bi zamanlar bu ama sonra hatunu bırakmış evet hatunu bizim adam bırakmış bide karıdan boşanmıyor zorluk çıkarıyor neymiş efenim boşanırlarsa aralarında ki tek bağ kopacakmış.. lan yürü git manyak.. Ben aslında bu filmi övecektimde düşündükçe kızmaya başladım bak şimdi asdasdaasd (sabah ezanı-aziz allah) Theodor bir yazar ve yalnız ve mutsuz olduğundan dolayı artık eski yaratıcılığı kaybolmuş durumda. Filmin başlangıcında size hikayeyle ilgili ip uçları veriyor aslında.. Filmin başlamasıyla beraber gelişmiş bir teknoloji görüyosunuz ama bu teknolojik gelişmeler izleyene "hadi canım yok artık bu kadarda değil mısına koyim" dedirtecek gelişmeler değil. Bir çoğu bu gün hayatımızda da olan teknolojinin biraz daha gelişmiş hali şeklinde.. Filmde zaten konu olarak gelişen teknolojiyle birlikte insanın ne kadar yalnızlaştığını ve bu yalnızlaşmanın daha ne kadar bokunu çıkarabilirizi ortaya koyuyor.


Esas oğlanımız Theodore ..zaten başka oğlan yok.. bir gün bir işletim sistemi reklamı görür.. Reklamda herkesin kendi kişisel işletim sisteminin oluşturulabileceğinden bahsediyor.. Bu işletim sistemi konuşabilen, muhabbet edebilen bi işletim sistemi (S-voice, Sirinin gelişmesi gibi düşünebilirsiniz.).. Bizim hiper yalnız Theodor da ben de bakayım  şu işletim sistemine anasını satim 3 günlük dünyada yalnızlık bi Allaha mahsustur deyip kendi işletim sistemini oluşturuveriyor. Film işte bundan sonra kopuyor beyler..


Esas oğlanımızın oluşturduğu işletim sisteminin ismi Samantha. Bunlar ilk günlerde gayet edepli adaplı computer-user ilişkisi içinde maillerden, trafikten, hava durumundan vs. bahsederken bir süre sonra birbirlerine bağlandıklarını hissediyorlar.. Önce sen kapat, aaa hayır olmaz önce sen kapatlar, mal gibi dalıp gitmeler, şakalar, komiklikler, şebeklikler falan mercimeği veriyolar fırına nihayetinde.. Hatta olayı abartıp çok ateşli muhabbetleri bile oluyor (gerçi Türk milleti olarak damacanaya halleşen mal deynekleri görmüş bizler için bu kadarı absürt de değil )..








Bu sırada bu işletim sistemi ülkede o kadar çok yayılıyor ki hemen herkes bir sevgili yapmış falan..NİRVANA !

Hatta olayı abartıp mesela sen benim işletim sistemimi falan ayartıp onla çıkıyosun :( Burda da loser ben oldum mısına koyim. Bizim esas oğlan Theodare bu durumdan işkillenmeye başlıyor ve o soruyu soruyor;




Tabi ki de bunun cevabı koca bir evet.. Kapitalist dünya olum burası herkese ayrı bi işletim sistemi mi yapacak adamlar Samanthanın tam 8 bin küsur konuştuğu adam varmış tabi konuşuyor olması sevgili olduğu anlamına da gelmiyor ve diğer soru geliyor;




Ve sonuç Samantha dünyanın en büyük kaşarı ! Tam 641 tane daha aşık olduğu adam varmış mısına koyim. 641 nedir kardeşim Çanakkalede 641 kişiyle belediye başkanı seçiyolar anasını satim.

Tabi bundan sonra artık eskisi gibi olmuyor bunlar ve Samanthadan bir telefon geliyor biz gidiyoruz diye ve tüm işletim sistemleri gidiyor.. Sonuç olarak insanlar yine yalnız mısına koyim.

Tüm bunlara rağmen çok güzel bir film şiddetle tavsiye ederim

Efendim, sevgiler, naber?

Öptüm, bye!

Posted via Blogaway

20 Ocak 2014 Pazartesi

Hay gays! I'm OlO from ELT departmant. HOW YOU DOIN' ?

Selam, naber?

Abicim bak şimdi şöyle bişey var. Bu blogu açmamın çeşitli sebepleri var ama en önemlisi göbeğimin bir kambura ihtiyaç duyması. Yeah! Sizlerin de bu kamburda bi tuzu olsun istiyorum efenim okuyun okuyun ki kamburlaşayım. Burda Notre Damme kadar çirkinleşeceğim, her açıdan. 

Başlığı görenler mısına koyim ergenin biri daha blog açmış bu nasıl başlık diyebilir. Bunu demeden önce bi dinleyin efenim ben bu bloga ne emekler verdim gelişi o para değil bıdı bıdıları edip mahalle esnafına bağlayacak değilim elbette. Bu blogun tek amacı saçmalamak ben saçmalarken sizinde kafanızda "haa evet lan bak sen şu yavşağa" veya "asdfghjkl :D" gibi tepkiler vermenizi sağlayabilirsem ne mutlu bana. Açıkçası çok bi blog kültürüm olmadığından bi açılış metni yazmak istedim ama çok zorlama oluyor biraz daha yazmaya kalkarsam mısına koyim blogun diyip laptopa kafa atabilirim asdasdasda şaka şaka çok heycanlıyım şu an da.. Keep in touch :))

Neyse;

Sağlıklı günlerle kalınız efendim ..