17 Kasım 2015 Salı

Basit.

Kaç para ulan ekşide yazar olmak.

Tam 5 senedir bekliyorum uğruna.

Belli aralıklarla düzenli yazmak. Kimsenin yazdıklarını görmeyeceğini bile bile. 

Tam "ulan bu sefer olacak" derken kaptırmak kendini hayatın kaosuna, yazamamak bir dönem.. Ötelemek hayalleri.

Sonuç; "Çaylak sıralamasında 2212123 sıradasınız." Her şey en baştan. 

Kırılan umutlar, edilen küfürler.. 

Sonra bir entry çıkar karşına. "Bende olmalıyım mk burda bende yazabilirim bu pezevenk gibi".

Her şey yeniden. 

5 yıllık düzenli kısır döngü. 

Yazmıyorum artık unuttum şifremi.. bakmıyorum mk sırasına, matematiğim de yetmiyor zaten. 

Sıradanlaştı artık. 

Sevmiyorum sıradanlığı. 

Herkes olmayı. Popüleri sevmeyi. Krala tapmayı. 

Tükendim artık düşünmekten. 

Kpss, staj, rapor, sunum, okul, dershane bıdıbıdıbıdı. 

Planlar, hayaller bir sürü saçmalık.

Sonra her şey hüsran.

Nefes alamıyorum bazen. Yakıyorum sigarayı.

Düşüyorum. "Ben neden nefes alamıyorum?" 

Basit. 

Basit mk.

Sigaradan. 

Düşündüğüm onca bokca şeyin bir hiç olduğunu her seferinde atlayışımdan. 

5 senedir peşinden koştuğum şeye sahip olmadan da pek hala yaşadığımı unutuşumdan. 

Basit. 

Yaşa mk. Bugünü yaşa. 

Yarın yok. 



9 Kasım 2015 Pazartesi

Padam Padam !

Nadir gelişen Yimpaş Yozgatspor atakları tadında bir yazı olsun istiyorum. Yazının tadını sadece futbolseverler ve Yozgatlılar alsın lütfen. Amacım saçmalamak nihayetinde.

Selamlar sevgili okurlarım diyebilmeyi çok isterdim okuyanların olduğunu da sanmıyorum.

Olsun.

Selamlar pek sevgili okur.

Bugün patlayan veya benim öyle sandığım Şangayı Trolleyen Türkü izlemişsinizdir umarım. İzlemediyseniz ahanda link..

https://www.youtube.com/watch?v=u9pNGERZbX8

Videoda aklında kalan kişilerin, beyinlerine doğru burunlarından kanal tedavisi yapan Asyalı sümüksavar arkadaşlar olduğunu umuyorum ki aslında benim öyle değildi.

Amerika'da yaklaşık 3 ay aynı evde onlarca Asyalı ile bir ayda aynı odada 3 Taylandlı ile kaldıktan sonra Asyalılar hakkında yeterince saçmalama yeterliliğine sahibimdir diye düşünüyorum. Yeterlilik önemli sonuçta.


Saçmalasak bile.


İlk kez olmasa bile güvencem olmadan ilk kez yurt dışına çıkıyorum, kalacak yerim yok. Öğlen 12den itibaren tüm şehri yürüyüp güvensiz bi İngilizceyle "I'm looking for an accommodation" diye diye kapı kapı geziyorum sonuç ya 3 Taylandlı ile mülteci kampından farksız bi odada kalıcam ya da 13 Türkün kaldığı yerde bi eve çıkıcam ki şüphesiz orada şartlar çok daha güzel.

İsmail durur mu yapıştırmış hemen cevabı..


Let's begin the mülteci life.


Evet Taylandlıları seçiyorum.Türk değiller çünkü.


Ev sahibemiz Ukraynalı para göz mü para göz (gözünde dolar işaretini gördüm) orospu mu orospu Maria bana sidikten bi tık daha güzel kokan nevresimlerimi veriyor ve odaya çıkıyorum. Allahtan kendi nevresimlerimi son gece lan nolur nolmaz diye çantaya atmışım da içim bi nebze rahat.
Keşke çıkmasaydım demeye kalmıyor 16 saat uçak yolculuğu onun öncesi Çanakkale İstanbul yolculuğu bir de gecesinde New York Bus Terminal da ki zenci kardeşlerle dolu efsane ilk gece eklenince kendimi nasıl bi tezgahın içine düştüğümden habersiz yatakta bayılmış ve sabahınada leş bi odada ayılmış halde buluyorum.

Sabah oluyor ranzanın üst katından odayı kesiyorum. Manzara inanılmaz. Burası mı mk Amerika diyorum.

Duğruluyorum. Tak!! Kafa tavanda. Doğrulamıyorum mk..



Baya eğile büküle burda uyudum lan bir ay boyunca. Balık istifi dizmiş mk Ukraynalılar insanları.. mecbursun.. çünkü geç gittin yer yok.

Dolap diye gösterdikleri tahta kapılı rutubetten "lütfen beni bu odadan çıkarın" diye ağlayan gardıropta yer yok olsa da koymam eşyalarımı zaten.

Peki çözüm?


İki yatağın arasındaki Ukraynalıların gözden kaçırdığı boşluğa evimden getirdiğim üçlü prizi bağlayıp kendime askılık yapıyorum. 

Odada ki koku inanılmaz gerçekten. Oda da hiç bir eşyamı valizden çıkarmadım. Çıkardıklarımı geri Türkiyeye getirmedim. Ciğerlerime kadar işlemiş olacak ki ilk günlerde yolda yürürken bile o kokuyu alıyordum yemin ederim. 

Ben o videoda burnunu karıştıranları görünce aklıma bu odada yaşadığım Taylandlılar geldi ki çok kez beyin ameliyatı yaptıklarını gördüm.

Sonra bana o burnunu karıştırdıkları elleri ile bi bardak vodka ve five stars marka sigara uzattılar. Başladık sohbete. Her biri en az bi enstrüman çalıyor girip çıkmadıkları ülke kalmamış inanmıyorum yürü diyorum görücem piano çaldığını (Maria paraya kıyıp piano almış..can you believe it?) adam youtubedan açıyor videolarını gösteriyor. Diğeri pasaportunu veriyor vizelerden sayfalar bitmiş. 

Bir ay kaldım bu leş odada. İyi ki kalmışım diyorum şimdi. Hele o 13 Türkün koca Amerikaya sığmayıp kavgalar edip milyon parçaya bölündüğünü gördükten sonra iyi ki de vurmuşum kafamı o tavana iyi ki de solumuş o leş kokuyu. 

Şimdi de korkmuyorum ulan doğuya atanmaktan. Ucunda can korkusu olsa bile. Korkmuyorum mına koyayım. 

Allahım iyi insanlarla buluştursun. 

O bana yeter. 

İyi geceler efenim. Öpüyorum en frenç kisinden. 

Şaka şaka.

Kalın sağlıcakla.



19 Nisan 2015 Pazar

Mandariinid - 2013

Bi Ivo kolay olunmuyor. Saygıyla bakınız.

Selamlar..

Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öptükten sonra akranlarımı es geçerek başlıyorum ulan artık. Şaka şaka hadi sizi de öpeeyimm. Memlekette öpülmedik adam bırakmadık yine.

Neyse!

Mandariinid. Tangerines. Mandalinalar. Artık ne derseniz. 2013 yapımı bi Gürcü filmi.

Mandariinid filmin çıkış ismi. Estonyaca'da mandalina anlamına geliyor filmin Türkçe çevirisinden de anlayacağınız üzre.

Bir film insan olmayı öğretir mi? İzleyin karar verin.

23 Nisan ve Anzac günlerine gireceğimiz bu zamanlarda insana savaşın ne kadar boktan bi olay olduğunu ve düşük bütçeyle nasıl etkileyici bi film çekilebileceğini gösteren şaheser.

Kısa. Sakin. Vurucu.

Ben vuruldum beyler. Siz devam edin.


Filmin soundtracki : Dünya dönerken arka planda bu soundtrack çalsın istedim filmin sonunda :d

IMDb link : (IMDb: 8.6/10)

Torrent link: Rusça altyazı gömülü ama rahatsız edici boyutta değil. Görüntü kalitesi ortalamanın üzerinde

Tr sub link: 24 fps


---------------------------------------------------- Spoiler ------------------------------------------------------------


-Yani oğlunu Gürcüler mi öldürdü?
+Evet.. Ama ne fark eder ki?
-Nasıl yani? Oğlunun mezarının yanına bir Gürcü gömdün.
+Ahmed, fark eder mi?
-.......
+Cevap ver!
-Hayır, fark etmez.

1 Nisan 2015 Çarşamba

I'm back ! as well as Matilda !!

Hi bitches and piçız..

Ve selamlar sevgili okuyucularım..

Oha bir buçuk sene olacakmış nerdeyse lan.. Özledim yemin ederim benim lan burası.. Benim mülkiyetimde gezerken arabesk rap ve popüler müzik dinleyemeyeceksiniz artık. Yasaklıyorum lan.. bundan sonra progressive rock dinleyecek 5 gün sonra başlayacak vizeler için dertlenmeyeceksiniz.. Bizde öyle.. Size mutluluğu vaat etmiyorum yaşatacağım diyorum olm lan.. Ayy dur bu çok iddalı oldu :d Neydi beni burdan ayıran diye düşünürken kendimi olmaktan korktuğum yerde falan bulmuyorum :( bu nasıl iğrenç bi girizgah oldu :d neyse yeteri kadar anlatacak saçmalıklar biriktirdim anlayacağınız üzre en azından ay da 1 yazayım dimi yahu.. 

Evet dediğini duyar gibiyim ismet.. seninde petito.. seni duyuyorum ama anlayamıyorum babayero..


Öpüyorum martı kaşınızdan.

Görüşeceğizzz !



                                                              Yanıyosun Fuat Abi..

28 Ocak 2014 Salı

Vurulduk Ey Halkım, Unutma Bizi..

Kokladığın ilk ayağın kokusu gibi
İçtiğin ilk poşet çayın nahoşluğu gibi
Yediğin her kazığın acısı gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..

Çektiğin ilk sigaranın dumanı gibi
Yediğin ilk pandiğin tadı gibi
Otobüste kokladığın koltuk altı gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..

Sınavı test yapmayan hocayı andığın gibi
Vurulduğunda merminin bıraktığı iz gibi
Tatlı yedikten sonra içtiğin su gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..

Bitmeyen tatilin bitmesini ister gibi
Karşılığı olmayan aşkın ızdırabı gibi
Gelmeyecek olan gemiyi bekler gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..

Yellendiğinde kokan çürük yumurta kokusu gibi
Şuan refleks olarak kıvırdığın burnun ucu gibi
Geceleri yatakta gelmeyen uykuyu bekler gibi
Unutma sevgilim.. Hatırla beni..










27 Ocak 2014 Pazartesi

This Is My Kingdom... COME !

Küçüktüm ufacıktım top oynar acıkırdım..

Eskiden güzeldi olum bu işler.. Şimdi çocukluğumu özlüyorum ben.. hemen kim özlemez ki mısına koyim demeyin olum bi dinleyin.. Benim çocukluğumda özlediğim kırlarda koşup, kedi köpeklerle oynadığım masalsı hikayeler değil, ben okulda fenomen olduğum ilkokul, ortaokul yıllarımı özlüyorum, "olum sen mal mısın birinci olacağını bildiğin sınava niye para verip giriyosun" diyen arkadaşlarımı özlüyorum, her satranç turnuvasında birinci olup çeyrek altın almayı özlüyorum, okuldaki kadın hocalarla masa tenisi maça yaparken ergen arkadaşlarımın "olum topu fileye kısa atta biz arkadan hocaya bagalım mısına goyam" deyip, benim de hocaları masanın üzerine yatırdığım günleri özlüyorum, özlüyorum göğsümü en kevallisinden gerip gezdiğim günleri, özlüyorum işte anasını satim en derinden iç çekerek...




Eskiden güzeldi olum bu işler.. Şimdi çok değiştim ben.. Vasat bir öğrenci oldum anasını satim.. Her sınav sonucu açıklandığında "Allah razı versin, bugünde doyduk, Allah bereket versin buda yeter, bugünde yolumuzu bulduk" gibi deyişlerle mahalle esnafına bağlar oldum.. Oysa bu muydu Üniye gelirken hayallerim.. Bu okulun "bizi tercih ettiğiniz için minnetarız" deyip adına tören düzenlediği 11 öğrenciden biriyim olum ben.. Tarihte adım var benim :S ((Hadi lan o kadarda değil diyenler tıklayın efenim - fotoda onca kişiden arkaya itilen 2 kişiden biri oldum yine..uzun olmanın mısına...))





Eskiden güzeldi olum bu işler.. Eskiden kanaat notu vardı anasını satim.. Hocalar ceketlerinin iç ceplerinde küçük bir not defteri çıkarır, yaramazlık yapan öğrencinin not sayfasına kurşun kalemle ufacık bi "0" koyardı.. Bilirdin karne zamanı hükümsüz olacaktı o "0", çoğu zaman hükümsüz olduğu gibi ama sıcaktı, samimiydi anasını satim... Şimdi kullanmayı bilmedikleri adına OBS ÇOMÜ dedikleri bi otomasyon buldular.. Sela verilerken, hocanın merhumun adını söyleyeceği anı bekler gibi bekliyoruz notlarımızın açıklanmasını o saçma sitede.. üzüntüyle, öfkeyle ve nedensiz bi heycanla.. Çok samimiyetsiz oldu artık bu işler, boş verdiğin kağıda 10 veriyolarda, 59da bırakırken demiyor hiç biride "bu çocuk adını yazmış anlaşılan mal değil, 60 yapayımda 1 puanda benden olsun" diye..





Eskiden güzeldi olum bu işler.. Şimdi bide sınavsız ikinci Üni tuzağına düştüm sanki bi halt olacakmış gibi.. Tam bir para tuzağı, tam bir ticarethane.. Ünilerdeki harçları kaldırıp bunu itelediler elimize bi umutla,  biz de tuttuk fütursuzca.. hiç düşünmeden her verileni tuttuğumuz gibi bunuda tuttuk işte.. Daha sabahında başlıyor paralı eziyet, tıklım tıklım otobüslerde pandik atak geçiriyosun artık yediğin pandiklerden.. Ben demiyorum ki pandik atma diye yine at ama hobi olarak at.. Abartma mısınanananan....  Paralı eziyet pandikle sınırlı değil anasını satim sınava girerken arama bahanesiyle polis olduğunu iddia ettiği ibne görünümlü bi herih seni herkesin önünde elliyor.. burdan herkesin önünde olmasa elletcen manasını çıkarmayın mk, demek istediğim düşünsenize o adamın polis olmadığını, ibne görünümlü bi adam geliyo başlıyo senin oranı buranı ellemeye, sende buna razı geliyosun elini kaldırıp o zevkini alana kadar elletmeye devam ediyosun.. Ben yine de elletmiycem demiyorum tamam herkesi elliyolar ama ben de beni elleyecek polisi seçme hakkımı kullanmak istiyorum arkadaşım, parasıyla değil mi ?  500 lira verip yılda 4 defa bu eziyeti çekeceksem eğer beni kadın bi polis arasın en azından ibne görünümlü herif kadar avuçlamaz mısına koyim. Tacizi meşrulaştırdılar anasını satim ülkede... evet yetmez ama buna da evet.. elleyin UlAn !




Yediğim ilk pandiğin tadı hala damağımda..

Allah sizleri korusun, biz tembellere de dayanma gücü versin..

Diyeceklerim bu kadar.

23 Ocak 2014 Perşembe

Ololoji Terminolojisi

Olo : Günün birinde; tüm dünya çocuklarını, aynı anda mutlu edebilmek için dünya üzerinde eş zamanlı operasyon düzenlemeyi düşleyen güzel insanlar topluluğu. (hiçbir operasyon bu kadar tatlı olmamıştı)

Ololoji : Bu güzel insanların içinde barındırdığı umut tanesini inceleyen bilim dalı.

Ololibier : Bu güzel insanların her biri.

Ololizm : Bu güzel insanların kalplerinde bulunan inanç, öğreti.

Ololist : Bu amacı dünya insanlarına duygu, teknik ve taktikle açıklamayı kendine görev edinmiş tevekkül sahibi güzel insanlardan her biri. Bu güzel insanların her birine tüm kıtalar da oluşturdukları kamplardan dolayı "İmparator" da denir.

Ololita : Bu amaç uğruna dünyanın çeşitli yerlerinde anadan üryan eylemler yapan kadınlardan oluşan aktivist örgüt.

Olola : Bu amacın gerçekleştiği an tüm Ololibierların aynı anda atacağı nida. (OLOLA OLOLA OLOLA...)

Ololog : Kendini bu amaç doğrultusunda adayan Ordinaryüs Profesörlerden her biri.

Olovenya : Ololibierların Dünyayı tek bir ülke olarak kabul ederek Dünyaya verdikleri isim.

Olomanya : Bu amacı dünya insanlarına anlatmak için yaşadığı ülkeyi terkeden Ololibierların gittikleri ülkere verdikleri ortak isim. Kendilerine "Gurbetçi Ololibier'lar" da denir.

Olonkolik : Bu amacı dünya insanlarına anlatmayı amaçlayan edebi akım.

Olopedia : Ololoji anayasası.

Oloman : Olovenya Başganının bir dönem Ololistler hakkında yaptığı talihsiz açıklama. Yaptığı açıklama şu şekildedir; "Olovenya çatısı altında bulunan her Ololist bu ülkenin Olomanıdır."   (bunun gibi bişey işte..tıklayın efenim)

Ologuer : Aynı zamanda Ololibier olan efsane futbolcu. Şuan Olovenyasporun Teknik Direktörlüğünü yapmaktadır.

Ololostopi : Başımıza icat çıkarma diyen Ololibier anneleri yüzünden bir türlü icat edilemeyen tanımsız nesne.





***Bu zırvalıktaki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. Telif hakkı saklı tutulmuştur. Gece gece bi yerimizden element uydurduk işte..











Alman sanatçı Jan Vormann'nın, 2. Dünya Savaşı sırasında hasar görmüş binalardan legolarla onardıklarından bir kaç tanesi.. (Daha fazlası için..)